FENSA Alman Kış Bahçesi evinizde villanızda yazlığınızda iş yerinizde kışında yazın sıcaklığını aydınlık ve ferah bir ortamın keyfini yaşamanız için KIŞ BAHÇESİ tek imkandır. Bu konforu yaşamanın tam zamanı kendinize ve yetiştirdiğiniz çiçeklerinize nefes alabilecekleri bir yaşam alanı sunmanız için,
-Doğayla iç içe ferah mekanlara sahip olmak elinizde özgün tasarımlar sunan FENSA doğa dostu GREENLİNE tamamen çevre dostu kurşunsuz profillerle ürettiği ALMAN PENCERE sistemlerini aynı hassasiyetle sizlere sunuyor.
Bugün 5 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!
design köseoglu
SAAT
MİSYONUMUZ
Fensa Yapı , Alman u-Pvc pencere, kapı, kış bahçesi ve diğer tamamlayıcı sistemleri Alman standartlarında ve Alman teknik verilere uygun üretimi montajı ile sorunsuz uzun süreli konforlu kullanımı ilke edinmiştir. Üretimimiz de kullandığımız tüm ürün grupları üstün kalite değerlerine sahip konusunda kendini Dünyada ıspatlamış nitelikli markalardır. Bu markaları işlemede yılların tecrübesine sahip teknik eleman kadromuz kaliteye kalite ve güven katmaktadır. Süreklilik ilkemizle yaptığımız işlerde bir kerelik dostluk değil işin yıllara yayılan kullanımında da yanınızda destek ve bakım imkanıda sunuyoruz. Çünkü sizlerin tavsiyesi bizim en haklı gururumuzdur.
u-PVC NEDİR ?
PVC, Polivinilklorür adlı sentetik malzemenin kısaltılmış adıdır.
İlk sentezlenen plastiklerden olan PVC, 1835 yılında Fransız kimyager Henri Victor Regnault tarafından sentezlenmiş, ticari olarak kullanımı ise 1938 yıllarında başlamıştır.
PVC, %57’ oranında sofra tuzu ve %43’ oranında petrol veya doğal gazdan elde edilmektedir. Termoplastik (ısı verilerek yumuşatılıp şekillendirilebilen) bir malzeme olan polivinilklorür, kolaylıkla yeniden değerlendirilebilir.
Malzemeye ilişkin bazı fiziksel özellikler aşağıdadır:
Yoğunluğu : 1.42 g/cm3,
Esneklik modülü : 2700 N/mm2 (DIN 53453 e göre)
Uzama katsayısı : 0.08 mm/m/ºC
İlk bulunan plastiklerden olması, pek çok farklı form ve çeşitte üretilebilmesi gibi nedenlerle dünyada ikinci en çok kullanılan plastik çeşididir. Tamamıyla çevre dostu ve yeniden kullanılabilir bir malzeme olan PVC, örneğin tıp sektöründe de hapların ambalajlanması (blisterler), kan torbaları, vücut sıvıları ile ilgili hortumlar, eldivenler, dializ makinaları parçaları, enjektörler ve kalp kateterleri gibi pek çok üründe de yıllardır kullanılmaktadır.
PVC hammaddesi ve içerisindeki katkı maddeleri 1970'li yıllardan beri profil imalinde kullanıldığı ve günümüze kadar herhangi bir etkilemenin rapor edilmediği bilinmektedir.
TARİHDE PENCERE
Tarihi yapıların duvarlarında veya dış yüzeyinde bırakılan herhangi bir “boşluk” pencere olarak kabul edilir. M.Ö. 1600 yıllarında, Girit halk evlerinde, bu boşlukların, ortakayıt sayılabilecek taş dikmelerle bölümlere ayrıldığı anlaşılmaktadır. İlk dönemlerde, taş duvarlar üzerindeki camsız ve dar bir boşluk olarak bırakılan pencereler, M.S. 1.YY’ da Roma’ lıların camı kullanması ile, saydam ve kapalı bir şekle bürünmüştür. M.S. 1500 yıllarında, bölüntülenmiş boşlukların ayrı fonksiyonlar gerçekleştirebilmesinin keşfedilmesi ile pencerelerde açılabilir kanatlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bölüntülenmiş bu açıklıklardan en yükseği sabit olarak yapılıyordu ve alt bölüm, dıştan günümüzün kepenklerine benzer biçimde, dışa açılan ve bazı saydam bölümleri bulunan “kanatlara” sahipti.
Tarih içerisinde pek çok değişiklik ve gelişmeye uğrayan pencereler, önceleri sadece fonksiyonel özellikler gösterirken, daha sonra sanatsal ve özgün bir yapıya bürünmüş, dörtgen şekiller yerine, kemerli ve hatta elips şeklinde pencereler yapılmıştır. Yüksek oranda el işçiliği ve süslemeler içeren bu pencereler, Barok stilin hakim olduğu 1700’ lü yıllarda en ihtişamlı dönemlerinden birini yaşamıştır. Artık pencereler tamamı ile ahşaptan yapılmakta ve taştan yuvalarına oturtulmaktadır.
Klasizm döneminde (1790 - 1870), ilk ortakayıtsız çift kanatlı pencere örnekleri görülmüş olup, bu sayede pencere alanının tamamının açılabildiği pencereler gerçekleştirilmiştir.
1800’ lerde ısı ve ses yalıtımını arttırmak amacıyla “muntabık” (iki ayrı pencerenin arka arkaya yerleştirilmesi) pencereler yapılmaya başlanmıştır. Dönemde tek pencere malzemesi ahşaptır.
Betonarme inşaat tekniklerinin geliştirilmesi ile 20. YY’ ın başlarında konut yapımı bir devrim geçirmiş ve pencere açıklıklarının büyük bırakılmasını engelleyen taş ve tuğla yapı tekniklerinin kısıtlamalarından kurtulunmuştur. Bu, pencerelerde çok büyük ölçülere ulaşılmasını ve ağacın artık bu açıklıkları geçmeye yetmemesini beraberinde getirmiştir. İlk olarak 19. YY’ da kullanılmaya başlanılan demir doğramalar, duvarlara rakip olacak boyutlara ulaşmışsa da uygulama alanları konutlara kadar inmemiş ve endüstriyel yapılar ile sınırlı kalmıştır. Yerini, daha hafif ve işlenmesi kolay olan alüminyum almıştır. Ancak yüksek termal iletkenliği, mekanik birleştirme sorunları gibi nedenlerle zamanla kullanımı gittikçe azalmıştır.
Tüm bunların ardından, yeni bir malzeme olarak PVC’ de pazara girmiş ve tasarım, fonksiyon, maliyet ve kolay şekillendirilebilme yetenekleri ile tartışılmaz üstünlüğünü kanıtlamıştır. PVC pencereler zaman içerisinde o kadar çeşitlenmiştir ki, farklı serilerin birbirlerine uyumluluğu ve modüler yapıda tasarlanmaları sayesinde sürekli geliştirilebilir bir “sistem” haline gelmişlerdir. PVC, Polivinilklorid adlı sentetik malzemenin kısaltılmış adıdır. İlk sentezlenen plastiklerden olan PVC, 1835 yılında Fransız kimyager Henri Victor Regnault tarafından sentezlenmiş, ticari olarak kullanımı ise 1938 yıllarında başlamıştır.
PVC, %57’ oranında sofra tuzu ve %43’ oranında petrol veya doğal gazdan elde edilmektedir. Termoplastik (ısı verilerek yumuşatılıp şekillendirilebilen) bir malzeme olan polivinilklorür, kolaylıkla yeniden değerlendirilebilir.
Malzemeye ilişkin bazı fiziksel özellikler aşağıdadır:
Yoğunluğu : 1.42 g/cm3,
Esneklik modülü : 2700 N/mm2 (DIN 53453 e göre)
Uzama katsayısı : 0.08 mm/m/ºC
NEDEN PVC DOĞRAMA.
Pencerelerde PVC
Doğrama imalinde yüzyıllardır ağaç, demir, alüminyum gibi malzemeler denenmiştir. Ancak, mimari tekniklerin gelişmesi, ekoloji ve verim kavramlarının önem kazanmasıyla, pencere performansında beklentiler artmış ve yeni malzeme arayışlarına geçilmiştir. Sonunda, tüm beklentileri tam anlamı ile karşılayan en ideal malzeme olarak sert PVC kullanımı başlamıştır.
PVC nin malzeme olarak pencere üretiminde bu derece başarılı olabilmesinin ana sebepleri:
• Yüksek ısı yalıtım katsayısı
• Oldukça uzun ömürlü olması
• Herhangi bir boyama ve bakım gerektirmemesi
• Kolay işlenebilmesi
• Çeşitli dekoratif uygulamalara elverişli olması
• “Sıcak” yapısı ve estetiği
• Çevreci, yeniden değerlendirilebilir ve temiz bir malzeme olması
olarak özetlenebilir.
Plastik esaslı doğramaların üretiminde kullanılan karışım, gerçekte sadece PVC’ den oluşmamakta, içerisine belirli oranlarda katkı maddeleri eklenerek profilin renk stabilitesi, mekanik dayanım, ortam şartlarından etkilenmeme ve estetik değerlerin arttırılması gibi özellikler kazanması sağlanmaktadır. Sözü edilen bu katkı maddelerinin varlığı ve miktarı, sonuçta ortaya çıkan doğramanın fiziksel özelliklerini doğrudan etkilemektedir. Katkı maddeleri, ağırlık yüzdesi olarak toplam miktarın %15 kadarı olmalarına karşın, mali yüzdeleri %30 oranını geçmektedir. Ancak bu malzemelerin yeterli miktarlarda kullanılmamaları durumunda, pencere ömrü oldukça fazla oranda azalmaktadır. Örneğin, ultraviyole ışınlara dayanımı sağlayan katkıların gerektiği oranda kullanılmaması, güneş yükü açısından Avrupa’ ülkelerinden daha riskli durumda olan ülkemizde, profillerin renk değiştirmesine sebep olmaktadır.